
“Güvercin Yazıhanesi” isimli yeni internet sitemizle birlikte ilk yazı dizimiz olan Anayasa Hukuku serisine başlıyoruz. Uzmanlık iddiası olmadan en başta kendim için yazacağım yazılar, anayasa hukuku konularına alaka gösteren her kesimden insana yönelik olacaktır. Aynı zamanda bu yazıların, hukukçular için bilgilerin tazelenmesine ve konular üzerinde tekrar düşünülmesine vesile olacağını ümit ediyorum. Şimdi meselemize gelirsek;
Anayasa hukuku, genelde hukukçuların gözünde artık misyonunu tamamlamış, sadece anayasa mahkemesi üyelerini ilgilendiren bir hukuk dalı olmuştur. Çünkü anayasa hukukunda mevcut olan konuların Anayasa mahkemesi dışında yargıda bir işlerliği yoktur. Hukuk meslekleri ile iştigal eden insanlar anayasanın metnini okumayı yeterli görmekte, anayasa hukukunun muhtevasını incelemeyi gereksiz görmektedirler. Bu düşüncenin doğruluğu hukuka ne açıdan bakıldığına göre değişir. Mesela hukuk fakültesinde dört yıl boyunca hukuk tahsil etmiş bir insan eğer bu tahsilini sadece bir meslek sahibi olmak için yaptıysa; evet, anayasa hukukunun muhtevası onu pek ilgilendirmeyecektir. Çünkü hakim, savcı veya avukat olduğunda bu konular neredeyse hiçbir zaman karşısına çıkmayacaktır. Aynı şekilde, hukuk tahsili yapmış bir kişi, eğer mevcut anayasal düzenin en iyisi olduğu konusunda peşin hükümlüyse, anayasa hukukunun muhtevası tabii ki onu da ilgilendirmeyecektir. Çünkü anayasa hukuku ortaya en iyi surette, tartışılmaz bir metin ortaya koymuştur. Bu görüşe göre anayasa hukuku, misyonunu tamamlamış, keşfedilecek bir yanı kalmamış ve üniversitelerde sadece hukuk fakültesine yeni başlamış öğrencilere öğretilecek bilgilerden ibaret olmakla birlikte, adli ve idari yargı sınavlarına girecek kişilere belirli kalıpların öğretilmesi için gerekli olan bir dersten başka bir şey değildir. Bizim nazarımızda ise bu görüşler doğruyu yansıtmamaktadır. Doğru olan şudur ki; Anayasa, bir devletteki hukuk sisteminin en temel taşıdır. Devletin anayasal organları ve insanların hak ve hürriyetleri bu metinde düzenlenir. Yani netice olarak modern devletin temeli anayasadır. Lakin modern devlette temel vazifesi görmesi hiç değişmeyeceği manasına da gelmemektedir. Hayatın terakki içinde olması anayasaların zaman ile değiştirilmesini gerekli kılmaktadır. Her ülkede ortalama 20-30 yılda bir ya anayasa değiştirilir ya da asli metin değişmeden ek metinler ilave edilir. Böyle durumlarda anayasa hukuku baş rolü oynamaktadır. Anayasa hukuku yargı alanında çok faal olmasa da anayasalarda değişiklik yapılacağı zaman veya tamamen değiştirileceği zaman en ehemmiyetli hukuk dalı haline gelmektedir. Zira anayasada değişiklik demek; devletin temel niteliklerinde, devletin teşkilatlanması hususunda değişiklik demektir ki ehemmiyeti izahtan varestedir. İçinde bulunduğumuz anayasal sistemi ve diğer anayasal sistemleri idrak edebilmek için ve yeri geldiğinde devletin anayasal işleyişi ve organları üzerinde esaslı değişiklik yapabilmek veya onları hayatın dinamiğine göre yeniden yapılandırabilmek için olmazsa olmaz olan hukuk dalı Anayasa hukukudur. Anayasa hukuku alanında keşfedilmeyi bekleyen, üzerinde tefekkür edilmesi gereken birçok konu vardır. Biz de Anayasa Hukuku serimizde bu konuları tanımlayıp, üzerinde fikir yürütmeye çalışacağız. Okuyanlara faydalı olması dileğiyle…
Yorum bırakın